Malum, Türkiye’nin modernleşme macerasının iki yüzyılı aşkın bir geçmişi var. Pek kısa sayılamayacak bu süre içinde önce mutlak monarşiden anayasal monarşiye (meşrutiyete), oradan cumhuriyete ve nihayet demokrasiye geçtik. Bu dönemde tabiatıyla yönetici kadrolar değişti, siyasî partiler ortaya çıktı ve ayrıca hükümet sisteminde de kısmî veya köklü değişiklikler meydana geldi. Ne…
Mustafa Erdoğan
-
-
Devlet dediğimiz fenomen aslında bir cebir organizasyonudur. Vaktiyle Max Weber bir siyasî birlik olarak devletin ancak kendisine mahsus olan araçla, yani fizikî güç kullanımıyla tanımlanabileceğini söylemişti. Buna göre de devlet, ‘’belli bir ülkede meşru fizikî güç kullanımında tekel iddiasını başarıyla sürdüren [örgütlü] bir insan topluluğu’’ demekti. Geçmişte yaşanmış ve halen…
-
Egemenlik bir siyasî toplumdaki en üstün otoritenin nihaî kaynağına işaret eder. Tarihsel olarak egemenlik mutlak kralların kendilerine rakip olan sosyal ve siyasî güçlere –başta kiliseye ve feodal aristokrasiye- karşı kendi konumlarını güçlendirme arayışı içinde ortaya çıkmıştır. Bu arayışın sonucu da, egemen olan bir hükümdarın (kralın) tepesinde yer aldığı, hiyerarşik olarak…
-
Siyasî partiler esas olarak temsilî rejimin uygulanma araçlarıdır. Partiler 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında iktidarı ele geçirme arayışı içindeki rakip olan gruplar veya hizipler olarak ortaya çıkmışlarsa da, zamanla siyasî sistem içinde artan rollerine paralel olarak sürekli faaliyet gösteren disiplinli örgütlere dönüşmüşlerdir. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren siyasî partilerin…
-
Geçen hafta ilginç bir şey oldu: Cumhuriyet gazetesi kendisince makbul olan ‘’hukuk ve siyaset dünyası’’nın ileri gelenlerinden de yardım alarak, 1961 Anayasasının ‘’en demokratik anayasa olduğu’’na kamuoyunu ikna etme kampanyası başlattı. Muhalefet blokunun geçen 28 Şubat’’ta açıkladığı ‘’Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’’ önerisinde yer alan 1961 Anayasası hakkındaki bir-iki eleştirel gözlem Kemalistleri…
-
Lord Acton’ın (1834-1902) meşhur vecizesini hemen hemen herkes bilir: “İktidarın yozlaştırma eğilimi vardır, mutlak iktidar ise mutlaka yozlaştırır.” Aslına bakılırsa, bu bağlamda “yozlaştırma” kelimesi yetersiz kalmaktadır. İngilizce orijinalinde düşünür “corrupt” fiilini kullanır ki bu aslında “tefessüh ettirme”, “bozma”, “saptırma”, “yoldan çıkarma” gibi anlamlara gelir. Böylece düşünür demiş oluyor ki, iktidar…
-
Öteden beri Türkiye’deki baskın ideolojik eğilimin milliyetçilik olduğuna yazı ve konuşmalarımda dikkat çekerim. Tabiî ki hoş bir şey olarak değil! Toplumsal tabanı bakımından en güçlü olanı ‘’muhafazakâr milliyetçilik’’ olmak üzere, Türkiye’de milliyetçiliğin elbette farklı yorumları var. Son zamanlarda ‘’ulusalcılık’’ olarak adlandırılan bir milliyetçilik türü daha ön plana çıkmaya ve siyaseten…
-
Devlete itaat yükümlülüğü, kısaca, sırf devlet bir şeyi emrettiği için ona itaat edilmesi gerektiği anlamına gelir. Siyasî itaat yükümlülüğü öğretisi kendi devletinin bütün yasalarına uymak için herkesin ahlâkî bir nedeni bulunduğunu ve bu nedenin hukukun muhtevasından bağımsız olarak bağlayıcı olduğunu söyler. İnsanlar genellikle devlete itaat etmeyi hayatın olağan akışının bir…
-
Hatırlanacağı gibi, zamanın genelkurmay başkanı 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini söylemişti de çoğumuz onun saçmaladığını düşünmüştük. Aslında hiç de saçmalamıyordu, çünkü onun kast ettiği literal anlamda ‘’bin yıl’’ değil, fakat ‘’rejim’’in kalıcılığı veya değişmezliği idi. Söz konusu olan, seçimlerden kimin ‘’galip’’ kimin ‘’mağlup’’ çıktığı veya hangi partinin gelip hangisinin gittiği…
-
Köşe Yazıları
Putin’in ‘’Büyük Rusya’’ stratejisinde yeni adım: Ukrayna’nın işgali
by Mustafa Erdoğan 28 Şubat 2022Rusya şimdi de Ukrayna’da. Dünya halkları şaşkın, Avrupa ve Amerika neredeyse pasif gözlemci konumunda. Türkiye ise, son yıllarda hep olduğu gibi, ne yapacağını bilmiyor. Tedirgin olup olmadığı bile belli değil. Rusya Devlet Başkanı Putin her ne kadar önce sadece Ukrayna’nın Doğudaki Donbas bölgesine, Donetsk ve Luhansk cumhuriyetlerinde yaşayanları savunmakla sınırlı…
