Hâlihazırda iktidarın değişmesi gerektiğini savunan ciddi bir çoğunluk var. Bunu talep etmek anlaşılabilir bir durum. Çeyrek asırdır ülke yönetimini elinde bulunduran Ak Parti iktidarına toplumsal çoğunluğun sağladığı desteğin nelere istinat ettiğine ve bugüne kadar ne kadarının karşılık bulduğuna baktığımızda neredeyse toplumun ezici çoğunluğunu tatmin ve mutlu etmeyen bir tablo ile…
Ak Parti
-
-
Sosyal medyadaki takipçilerim benim uzun yıllardır iktidar politikalarına muhalefet ettiğimi bilir. İktidar döneminin bir bürokratıyken bile eleştirilerimi yapardım. 2005 yılında Bakanlıkta Teftiş Kurulu Başkanıyken hükümetlerin iktidardan düşmelerinin en büyük sebebi olan “yolsuzluk” konulu bir paneli organize ederek gelecekte vuku bulması muhtemel sosyal ve ekonomik çözülmelere dikkat çekmeye çalışmıştım. Ne yazık…
-
Cumhuriyet, uzun yıllar üç sacayağının üzerinde yürüdü; harbiye, mülkiye ve tıbbiye. Kurucu ana unsurun askerlerden oluşması ister istemez siyasi yönetimin ruhunu militarist anlayışa göre yoğurdu. Harbiyeliler, kendilerine bağlı mülkiye ve tıbbiyelilerle birlikte çok partili siyasal rejime geçinceye kadar ülkeyi vesayetle idare ettiler. Bir bakıma eski Roma’daki Triumvirlik ittifakı gibi… Bir…
-
Son günlerde yine “sosyal çözülme, çürüme, değişim, dönüşüm” çok konuşulur oldu. Şahsen bu müzakereyi faydalı buluyorum. Dindar ve seküler kesimin toplumun böyle bir sosyolojiye sahip oldukları konusunda ittifak etmeleri de ayrıca gelecek adına umut vericidir. Çünkü uzmanların konsültasyon sonunda vakaya aynı teşhisi koymaları tedaviyi isabetli kılar ve kolaylaştırır. Ancak daha…
-
Bir önceki yazımda Türkiye’nin siyasi geleneğinin, kültürünün, ahlakının CHP-DP iktidar-muhalefet ilişkisi üzerinden şekillendiğini ve buradan neşet eden siyasi geleneğin bugüne kadar sürdürüldüğünü, bu süre içerisinde vuku bulan onca yol kazasına rağmen kendilerine dönüp, bir durum muhakemesi yapmadıklarını, süregelen yanlışı tekrarladıklarını özetlemeye çalışmıştım. Bugün de CHP-DP ile başlayan ve bugün CHP-Ak…
-
Önceki yazımda toplumumuzun yaşadığı çözülme, erozyon ile ilgili bir durum tespiti yapmış, acil alınacak önlemlerin neler olabileceğini de bu yazıya bırakmıştım. Evvela “bunlar zaten bilinen çözüm yöntemleridir, yeni olarak ne önereceksiniz?” diye soracak olursanız size hak veririm. Yeryüzünde bilgi tamamlanmıştır, bilgi problemi yoktur. Yaygın ifadeyle, Amerika’yı yeniden keşfedecek değiliz. Bilinenlerin…
-
Diğerlerinden farklı olarak 20 yıllık bir sürecin sonuna doğru yaklaşıldığını tüm açıklığıyla gösteren bir seçimi geride bıraktık. Bu yazıda bir seçim analizi yapacak değilim, buna gerek yok. Bugüne kadar pek çok değerlendirme ve analiz yapıldı. Bir kısmı akli dayanaklara istinat etse de büyük kısmı akla ziyan laf kalabalığı… Bu vesileyle…
-
Evet, şimdi de 2000’li yılların 28 Şubat’ını yazmaya gayret edeceğim. Ama önce buraya kadar yazdığım 1990’ların 28 Şubat’ında yaşananların bir özetini yapayım; 1990’ların 28 Şubat’ının en kısa özeti şu olabilir: O günkü müesses düzen sahiplerinin kendi düzenlerini, iktidarlarını sağlama almaya yönelik emellerinin önünde en büyük engel olarak gördükleri bir kesimi…
-
Kendimle çatışma Bir de kendi iç dünyamla yaşadığım çatışma. Bir Müslüman olarak başörtüsünün farz olduğuna inanan ve örtülü olduğundan dolayı üniversitede eğitim hakkı elinden alınan bir kadının eşi olarak “Ben şimdi neredeyim? Kimin sopasını tutuyorum? Kimi, kim adına terbiye etmeye çalışıyordum? Burada işim ne? Ekmek için başka bir kapı mı…
-
Türkiye siyasetinde, yeni kurulan ve kurulacak partiler tartışılıyor, konuşuluyor. Avam tabiriyle herkes kendince ‘don’ biçiyor. Şans verenler, vermeyenler tartışmaları, müzakereleri sürüyor. Bu yazıda, bu konuda yapılan tartışmaların tarafı değilim. Sadece bu süreci izlerken yaklaşık 20 yıl öncesine gittim. Yani Tayyip Erdoğan’ın partisinin konuşulmaya başladığı yıllara… İlham ne oldu? Tivitır dünyasına…
