“Silah Zoruyla Dostane Çözüm” biçiminde bir yaklaşım olabilir mi? Elbette olmaz. Kaldı ki, bu cümle dahi kendi içinde de açıkça çelişki barındırmaktadır. Dostane bir çözüme ulaşmak amacıyla “gönüllülük” esasına dayalı olarak tarafların bir araya gelmesi, görüşerek uzlaşması, yasa ile zorunlu tutulabilir mi? Bu mümkün müdür? Aslında bu da mümkün olmamak…
Köşe Yazıları ve Basın Bildirileri
-
-
Köşe Yazıları
İnsanoğlunun Lider Kültü ve Karizması ile İlgili Sınavı
by Fahrettin Dağlı 13 Aralık 2019İnsanoğlunun en büyük zaaflarından birisi yüreğindeki boşluğu fıtratın gereği ve dozajı yerine, sonradan iradi olarak öğrenilen bir başka şeyle doldurma isteği ve arzusu!.. Bu mal, mülk, şan, şöhret olabileceği gibi insana duyulan aşırı sevgi de olabilir. Bu aşırı sevgi ve muhabbet insanı haktan ve adaletten ayırabilir. Onun için de Cenab-ı…
-
Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, toplumsal huzur, refah ve mutluluğun temini, kalkınma ve adaletin tecellisi için bu kurallara ihtiyaç var mıdır? Ne derecede ihtiyaç vardır? Bu yazı genel bir bakış açısı olduğundan münhasıran, herhangi bir din, herhangi bir toplum açısından konu değerlendirilmeyecektir.…
-
Her ülke ürettiği değerler ölçüsünde zengindir. Ülkeler ürettikleri değerlerle gelişirler. Bilimsel, kültürel ve eğitsel değerler, üniversitelerde üretilir. Bir ülkenin bilimsel, kültürel ve eğitsel değeri, bu ülkenin üniversitelerinin değerine bağlıdır. Üniversitelerin değeri ise, üniversitelerin öğrencilerinin değeriyle, öğretim elemanlarının değeriyle ve bunların ürettikleri eserlerin (buluş, patent, kitap, makale, vs.) değeriyle ölçülür. Türkiye’de…
-
Köşe Yazıları
Söz Medeniyetinin Çocukları Olarak Artık Birbirimizi Dinlemiyoruz, Anlamaya Çalışmıyoruz
by Fahrettin Dağlı 28 Kasım 2019Günümüz insanının problemlerinin belki de en önemlilerinden biri de malumat sahibi olmadan alim geçinmektir. Herkesin her konuda sözü var. Hele hele sosyal medya vasıtalarının yaygınlık kazandığı günümüzde ‘okumadan alim; gezmeden seyyah’ olanların sayısı artış gösterdi. Çünkü her türlü sözün müşterisinin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ve ne yazık ki, hikmet sahibi…
-
Yıllar önce ‘’İhanet Demeden Konuşamaz mıyız?’’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıyı yazmaya beni sevk eden, Türkiye’de siyasetçilerin birbirlerine karşı çok sıkça ‘’ihanet’’ suçlaması yönelttikleri gerçeği idi. Gerçekten de, ‘ihanet’’ ve ‘‘hain’’ yaftası öteden beri Türkiye’nin hâkim siyasî dilinin vazgeçilmez malzemelerinden biri olmuştur. Açıktır ki, ‘’ihanet’’ ithamlarının havada uçuştuğu bir…
-
Türkiye AKP yönetimi altında gerçekten akıl-almaz garabetlerle dolu bir ülke halini aldı. En son geçen hafta bir hâkim duruşma sırasında bir kadın avukatın etek boyunu ölçmeye yeltendi. Yargı sistemimizde hemen hemen her gün buna benzer tuhaflıklarla ve daha da önemlisi vahim adaletsizliklerle karşılaşıyoruz. Son birkaç yıldır ülkede haksızlık ve hukuksuzluklar…
-
Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum hiç iyi değil. Bu ‘’iyi olmama’’ hali ülkenin genel gidişatının kötü olmasıyla sınırlı da değil. En az bunun kadar, hatta belki de bundan önemli olan, insanların bu durumu artık kanıksamış olmaları… Bu ise içine saplandığımız bataktan bir ‘’çıkış’’ ümidi yeşertmemizi zorlaştırıyor! Evet, bugün bir yandan…
-
Bu ülkede dini ve etnik anlamda bir çeşitlilik ve zenginlik var. Bu durumu inkar etmek, görmemezlikten gelmek haksızlıktır, zulümdür, örtmek anlamında küfürdür. Bu gerçekliği kabul etmeden gerçek adalete, barışa ve toplumsal mutluluğa ulaşamayız. Bir şeyin gerçekliğinden kaçmak, uzaklaşmak probleminize derman olmuyor, çare buldurtmuyor. Tam aksi var olan/mevcut olanla yüzleşip nasıl…
-
Köşe Yazıları
Soğuk Savaş İdeolojiler Döneminin İflası / Sonu Ve Namuslular İle Namussuzların Mücadelesi
by Fahrettin Dağlı 30 Ekim 2019Cemil Meriç “İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.” demişti.Soğuk savaş döneminde bu deli gömleğinin içinde nasıl üşüdüğümüzü, nasıl zulümler yaşadığımızı en iyi bizim jenerasyon bilir. Çünkü hepsi dünyaya bu ideolojinin penceresinden bakarak, hakikatin sadece o pencereden görünen olduğuna iman ediyorlardı. Bu inanış biçiminin en önemli çıktısı, fikir ve düşünce hürriyetinin kısıtlanması…
