“Tabu” esas olarak kültürel antropolojiyle ilgili bir kavram. Bir toplumun veya grubun kültüründe hâkim olan, tabiatüstü bir güçten zarar görme korkusuna dayalı dokunma, kullanma veya söyleme yasağını ifade ediyor. Dokunma yasağı birçok durumda tabunun konusu olan şeyin “kutsal” sayılmasından veya “kutsallaştırılması”ndan kaynaklanır. (“Dokunma, çarpılırsın!”) Tabu kavramının iki yüzyıldan daha uzun…
Mustafa Erdoğan
-
-
Giriş 12 Haziran 2007’de İstanbul-Ümraniye’de bir evde el bombalarının bulunması üzerine başlatılan ‘’Ergenekon’’ ceza soruşturması 10 Temmuz 2008’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşmasının yapılmasıyla yargılama aşamasına geçmişti. Ergenekon örgütü üyeliği gerekçesiyle sanıklar hakkında Mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararının Nisan 2016’da Yargıtayın 16. Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine İstanbul 4.…
-
Herkes bilir: İnsanların karakterlerinin, ahlâkî seciyelerinin test edildiği dönemler vardır; insan kalabilmenin zor olduğu dönemler… Bugün tam da böyle bir dönemi yaşıyoruz. Evet, Türkiye bugün gerçekten de zorlu karakter testlerinin yaşandığı bir dönemden geçiyor. Malum, 15 Temmuz darbe girişimini izleyen ‘olağanüstü hal’in yürürlükte olduğu son bir yıldır yüz binlerce insanı…
-
Ülkemizde ahlâksızlığa görünüşte sert tepki verenler ile sıkı ahlâk bekçiliği yapanlar o kadar çok ki, bunlara bakarsanız, toplumumuzun çok ahlâklı olduğunu düşünebilirsiniz. Siyasetçilerimiz de ‘’millî ve manevî değerlerimiz’’den sitayişle bahsetmekten çok hoşlanır, hatta bu konuda birbirleriyle yarışırlar. Eh, bu ‘’manevî’’ değerlerin de merkezinde herhalde ‘’ahlâk’’ yer alıyor olmalı… Ama benim…
-
Birkaç gün önce bir hâkimin duruşma esnasında bir kadın avukatın etek boyunu ölçmeye yeltenmesi haklı olarak ülkede yaygın bir hoşnutsuzluk havası yarattı. Yargı sistemimizde hemen hemen her gün buna benzer tuhaflıklarla karşılaşıyoruz. Bunların en vahim olanları, bir bütün olarak Türkiye’nin hukuk ve yargı sisteminin ”adalet dağıtma”ya hiç de uygun olmadığını…
-
Ehlinin malûmu olduğu üzere, son yıllarda sadece basın-yayın dünyasında değil akademik camiada da tedavülde olan Türkiye hakkındaki literatürün bugünkü rejiminiz hakkında öne çıkardığı özellikler arasında ‘’popülist otoriterlik’’[i] ve ‘’kişiselcilik’’ veya kişisel yönetim eğilimi başta gelmektedir. Özellikle siyasî sistemimizin kişiselci karakteriyle ilgili bilimsel teşhisin akademisyenlerin fildişi kulelerinden bakarak uydurdukları bir spekülasyon…
-
Son mahallî idare seçimlerine kadar, 15 Temmuz darbe girişimini izleyen olağanüstü hal döneminde kanun hükmünde kararnâmeyle (KHK) görevlerine son verilen kamu görevlilerinin dramı hakkında toplumun genelinde yeterince farkındalık oluşmuş değildi. Sözkonusu kişilerin bazılarının bu seçimlerde muhtelif belediye başkanlıklarını kazandıkları halde görevi üstlenmelerine izin verilmemesi daha fazla kişinin bu meselenin ciddiyetini…
-
Türkiye son yıllarda başka birçok toplumsal-siyasal değerden olduğu gibi hukuktan da gitgide uzaklaşıyor. Sadece “hukuk”tan değil, daha temelde hukuk fikrinden uzaklaşıyoruz. Buna, insanca varoluşu mümkün kılan bütün değerler için; barış için, adalet için, özgürlük için üzülmeliyiz. Üzülmeliyiz, çünkü hukukun ve hukuk fikrinin tahribi medenî bir hayat imkânının kaybolması demektir. Biliyorum,…
-
AKP’nin yönetimi altındaki Türkiye’nin kabaca 2011 yılından itibaren içine girdiği otoriterleşme sürecinin tam olarak nasıl bir siyasî rejime evrileceği Nisan 2017 Anayasa referandumuna kadar kesin değildi. Ben bundan dört yıl kadar önce kaleme aldığım ‘’Türkiye’nin Siyasî Rejimi’’ başlıklı yazıda, popülizmin bu gidişatın belirgin bir özelliği olduğuna da bakarak, bu sürecin…
-
Bu yazıda, Harran Üniversitesi rektörünün bugünlerde gündemde olan malum sözünü siyaset teorisi ve modern hukuk anlayışı açısından irdelemek istiyorum: ‘’Cumhurbaşkanımıza itaat farz-ı ayndır.’’ Ehlince malum olduğu üzere, siyaset ve hukuk felsefesinde yüzyıllardır tartışılmakta olan, görünüşe göre buradaki problematiğe benzeyen bir sorun vardır, ‘’siyasî itaat yükümlülüğü’’ sorunu. Düşünürler bu sorun bağlamında…
